Yemek Tarifleri :
Türk Yemekleri Tarifleri. Blogger tarafından desteklenmektedir.

İyi Bayramlar

Penulis : Unknown on 30 Eylül 2008 Salı | 07:29

30 Eylül 2008 Salı


Herkese sağlıklı ve mutlu bayramlar diliyorum. Kocaman sevinçler , kocaman mutluluklar sizlerle olsun. Eviniz gelen gidenle dolsun. Yanaklarınız da şeker ve tatlıyla dolsun.


Not: Goncamla tüm Bursa'yı gezip, gönlümüze göre bir akide şekeri bulamadığımız için size buradan akide şekeri sunmak istiyorum. Afiyet olsun.
yorum | | Tarifi Oku...

Bayramda Top Kek Pasta

Penulis : Unknown on 28 Eylül 2008 Pazar | 11:23

28 Eylül 2008 Pazar

Zaman öyle hızlı geçiyor ve bizlerinde yapacağı o kadar çok iş ve ayrıntı var ki adeta zamanla yarış içerisindeyiz. Bayram için hazırlıkların en önemlisi de gelen misafirlere ikram edilecekler.
Bu bayram şerbetli tatlı yapmak veya hazır birşeyler almak yerine nispeten daha hafif ve kolay bir ikram yapmayı düşündüm ben:Muffin kalıplarında küçük pastacıklar.
Umarım sizede pratik gelir.
Pastacıkların genel olarak yapılışı şöyle: Öncelikle kakaolu kek hamurunu küçük kalıplarda pişiriyorsunuz. Diğer tarafta yarım kilo sütten krema hazırlıyorsunuz. Muffinlerin üzerini çikolata sos , yeşil fıstık, hindistancevizi, veya fındık hatta eritilmiş beyaz çikolata ile süsleyebilirsiniz. Muffinlerin alt kısmını ise oyup krema ile dolduruyorsunuz ve dolaba kaldırıyorsunuz .Herkese, sevdikleriyle birarada geçirecekleri, güzel bayram günleri diliyorum.
Top Kek Pasta
Kek malzemeleri:
-4 yumurta
-1 su bardağı şeker
-1 su bardağı zeytinyağı
-1 su bardağı süt
-2/3 su bardağı kakao
-2,5 su bardağı un
-1 paket vanilya
-1 paket kabartma tozu
(Dikkat : Kek malzemeleri oda ısısında olacak)
Krema Malzemeleri:
-1/2 litre süt
-1 yemek kaşığı un
-1 yemek kaşığı buğday nişastası
-4 kaşık şeker
-vanilya
8 adet iri kek kalıbı veya 12 adet kağıt muffin kalıbı

Yapılışı:
Öncelikle kremayı hazırlayın . Süte şeker, un ve nişastayı ekleyip karıştırarak koyu kıvama gelene kadar pişirin , vanilyasını ekleyip soğuması için bir kenara koyun.
Keki hazırlamak için kalıplarınız kağıt değilse dip kısımlarını yağlayıp hazır edin. Fırını 230 derecede ısıtmaya başlayın.
Karıştırma kabına şeker ve yumurtaları koyup kabarana kadar karıştırın. Sonra tüm sıvı malzemeleri ekleyip tekrar karıştırın. Un , kabartma tozu ve vanilyayı eleyerek ekleyip homojen bir karışım elde edin. Kek hamurunu kalıplara bölüştürün.
Hızlı bir şekilde fırına yerleştirin ve fırının ısısını 180 C ye düşürün.
Pişen keklerinizi soğuduktan sonra düzgünce kalıplardan çıkarın. Alt kısımlarından delik açarak kaşık yardımıyla oyun. İçlerine soğuk kremayı doldurun. Servis tabağınıza ters çevirerek yerleştirin. Üstlerine çikolata sos gezdirin ve yeşil fıstıkla süsleyin. Bir gece dinlendikten sonra pastacıklarınız ikram edilmeye hazır.

yorum | | Tarifi Oku...

MİM- EVDE NEFRET EDİLESİ DURUMLAR

Penulis : Unknown on 27 Eylül 2008 Cumartesi | 02:16

27 Eylül 2008 Cumartesi


Mim üstüne mim yazacağım ama yine mimlenmişim.Seviyoruz diyoruz da canım ohhh tarif yazma habire mim yaz. Blogun adını değiştirelim bari. :)))

Evde nefret edilesi durumlarım aslında çok yok diye düşünüyorum ama bakalım yazının sonunda ne çıkacak. Ben de merak ettim şimdi.

  • Üst kata çıkmışken alt katta veya alt kata inmişken üst katta bir şey unutmak
  • Mutfak kapısının tarafımdan açık unutulup, kedilerin yiyecekleri kapması
  • 4 tane balkonu temizlemek zorunda kalmak
  • Oğlumun kıyafet seçememesi ve beni çağırması. Benim seçtiğim kıyafetleri de giymeyip , tekrar kendi seçtiği kıyafetleri giymesi
  • Evin içinde atılacak veya verilecek o kadar şey olmasına karşın atamamak veya verememek
  • Evin içinde olmadık zamanlarda, olmadık canlı yaratıklarla karşılaşmak (merdivenden inen bir tırtıl veya parmağım uzunluğunda uçan bir böcek)

Düşün taşın başka bir şey bulamadım. Toza ve dağınıklığa karşı çok sorunum olmadığı için liste uzamadı. Ayrıca ütü yapmayı da çok severim . Özellikle dizimin olduğu saatlere denk getirip hem dizimi izler hem de ütümü yaparım. Yer silmeğe bayılırım ve zırt pırt silerim zaten. Eşim zaten benden titiz. Onun tarafı hep derli topludur. Ata'nın odasına zaten hiç karışmayız. EEEE ne kaldı ki geriye zaten.

Ben de kitapkurdu-Özlem'i mimlemek istiyorum. Kolay gelsin bakalım

Foto http://site.mynet.com/mehmethekim/mynet_resimlerim/-kedi-3.jpg 'den alınmıştır

yorum | | Tarifi Oku...

Ebe- Sobe

Penulis : Unknown on 26 Eylül 2008 Cuma | 01:59

26 Eylül 2008 Cuma















Ben bu mim olayını seviyorum. Tabii kolay konular gelirse. Pınar (Annekedi ) beni mimlemiş. Buyrun benim sobem..



Adınız ?
Nilay

Nerelisiniz ?
Karacabey- Bursa'lıyım.
Yaşadığınız yer ?
Bursa

Mesleğiniz ?
Elektronik mühendisi

Hobileriniz ?
Son derece klasik olacak ama kitap okumak (valla) , yüzmek (bu da klasik), sudoku çözmek, sürekli internetten aklına takılanı araştırmak, yürümek (yazın yeşile yayılıp, kışın evde bantta) , gezmek (her yeri ve her zaman), bahçedemde bir yandan müzik dinliyerek bir yandan da çay içmek,

Evli misiniz ?
15 yıldır

Kaç çocuğunuz var ?
1 adet 12 yaşında ve adı da Artun Ata

En sevdiğiniz yemek ?
Salata, meze ve tatlılar. Kurabiye, pasta ve börekler
En sevdiğiniz tatlı ?
Beyaz kremalı pastalar, dondurma

Sevdiğiniz müzik türü ?
Biraz değişken olmasına rağmen her zaman bunları zevkle dinlerim :
soft rock, country , jazz, türkülerimiz (bizim country)

Nerelere gitmek istersiniz ?
Benim gibi gezençi birine en son sorulacak soru bu. Nerelere gitmek istemem ki.
Türkiye'de Antakya (mozaik müzesi ), Van gölü ve Mardin'e gitmek istiyorum
Motosikletle, eşimle babamın soyunun geldiği Selanik'e gitmek istiyorum
Bir de en çok Safari'ye çıkmak istiyorum.

Ben de kardeşimi ; Mutlukum Tanelerini mimlemek istiyorum.

not: Antakya mozaik müzesi resmi Hasseyehat.com sitesinden
Mardin resmi de neredennereye.com sitesinden alınmıştır.
yorum | | Tarifi Oku...

Fransız Sosunda İtalyan Fettucini

Penulis : Unknown on 25 Eylül 2008 Perşembe | 06:18

25 Eylül 2008 Perşembe

Makarnayı en sevilen yemek olarak ilan etmekte mahsur yok sanırım. Türlü biçimlerde kesilmiş makarnayı, çeşitli soslar uydurarak yemek gerçekten keyifli oluyor. Makarnayı evde kesmek , hamurunu yoğurup, açıp , şekillendirmek ise en az yemek kadar keyifli. Bugün kızlarla "fettucini" makarna yapmak için uğraş verdik. Hamuru yoğurmak, açmak ve rulo haline getirmek benden, ruloları açıp kurutma bezine sermek ise kızlara ait oldu. 8 ve 10 yaşında iki kızla mutfakta çalışmak , benim iş yükümü kısmen azaltan , onları ise hem sorumluluğa alıştıran, hem de hep birlikte güzel zaman geçirmemize sebep olan bir aktivite.
Fransız sos tarifi ise Fransa'nın Provence bölgesine ait, çeşitli otlar içeren bir domates sosu. Sosu makarnanızı pişirmeden hazır edin.
Fettucini
Malzemeler:
-3 su bardağı un
-1 yumurta
-1 çay kaşığı zeytinyağı
-1 tatlı kaşığı tuz
-yarım su bardağı su (gerekirse daha fazla)
Yapılışı:
Elediğiniz unun ortasına bir çukur oluşturup yumurtayı kırın.Yağ ve tuzu katın. Kenardan un alarak ve azar azar su ekleyerek yapış yapış olmayan pürüzsüz , sıkı bir hamur oluşturun. Hamuru 10 dakika kadar yoğurun ve üzerini örterek yarım saat dinlendirin.


Dinlenen hamuru üç parçaya bölün. Herbir parçayı unladığınız tezgah üzerinde açın- çok ince veya çok kalın olmayacak. Açtığınız hamuru ince ince kıvırarak ve bastırmayarak rulo yapın. Rulodan parmak eninde şeritler kesin. Kestiğiniz şeritleri açarak bez üzerinde kurumaya bırakın. Bu sırada sosu hazırlayabilirsiniz. En az 3 saat kuruttuğunuz fettucini 'leri kaynayan tuzlu suya atarak pişirin.
Çabucak pişiyor bu nedenle pişirirken başından ayrılmayın.Suyunu süzdükten sonra yapışmaması için biraz zeytinyağı ekleyin.

Provençal Domates Sosu ( Fransız Sosu)
Malzemeler:
-4 adet domates ( 2 su bardağı domates püresi)
-3 diş sarımsak
-birkaç dal maydanoz
-1 çay kaşığı mercanköşk
-1 çay kaşığı fesleğen
-1 -2 yaprak defne
-1 çay kaşığı kekik
-1 çay kaşığı biberiye
-30 gram tereyağı
-2 çorba kaşığı zeytinyağı
Yapılışı:
Rendelenmiş sarımsak , maydanoz ve kuru otları tereyağında çevirin. Domates ve zeytinyağını 15 dakika kadar pişirin. Teryağlı otları domates karışımına ekleyin . Sosunuz hazır. Servis sırasında fettucininizin üzerine dökün.

Derindondurucuda Taze Fesleğen- Kış Hazırlığı:

Makarna sosları fesleğensiz olmuyor. Fesleğen yapraklarının aromasını koruması için kurutmak yerine taze yaprakları rondodan geçirip zeytinyağı ile karıştırıp derin dondurucuya koymak ve gerektiğinde kullanmak iyi sonuç veriyor.
yorum | | Tarifi Oku...

Isparta Yöresi: Kışlık Hazırlanan Yiyecekler

Penulis : Unknown on 24 Eylül 2008 Çarşamba | 03:09

24 Eylül 2008 Çarşamba

Kışlık Hazırlanan Yiyecekler


1. Salça: Domatesler yıkanarak doğranır. Süzgeçten geçirilerek püre haline getirilip, tuzlanıp güneşte kurutulur.Püre kıvamında kavanozlara doldurulur.

2. Turşu: Her sebzenin turşusu yapılır. (Salatalık, domates, lahana, patlıcan, biber, fasulye...) Sebzeler yıkanıp ayıklanır, kavanoz veya küplere doldurulur. Üzerine sirke ve su ilave edilerek 20 gün bekletilir. Suyun bütün kaba yayılması ve koku vermesi için dere otu, nane sapları, defne dalı gibi otlar atılır.

3. Bulgur: Yörede buğday ayıklanıp temizlenerek büyük kazanlarda kaynatılır. Sonra çarşaf üzerinde güneşte kurutulur ve yarılmak üzere değirmene götürülür. Değirmende buğdayların üzerine belirli oranda su serpilir. Bu işleme "Tavlama" denilir. Buğday su ile harman edilir ve elle ovulur. Tâ ki kepek denilen kabuk taneden ayrılıncaya kadar ovalanır. Sonra değirmende büyüklüğüne göre çekilir. Tekrar çarşaflara serilip güneşletilir. Bulgur rüzgarlı havada kalburlarla savrularak arta kalan kabuklardan temizlenir. Çekilen bulgur çeşitleri pilavlık, çorbalık, dolmalık, köftelik olarak ayrılır.


4. Erişte: Un, su, yumurta ve tuzla hamur hazırlanır. Hamur yufkalar halinde açılır. Biraz gölgede kurutulur ve kesilecek hale getirilir. Yufkalar katlanarak ikişer mm. eninde üçer cm. boyunda kesilirler. Temiz çarşaflar üzerinde kuruyan malzemeye "Makarna" denilir. Bunun fırında tepsiler içerisinde kavrulmuş haline "Erişte" denilir.

5. Kurutma: Her sebze kurutulabilir (Taze fasulye, kabak, biber, patlıcan, bamya...). Meyveler de kurutularak kompostosu yapılır (Erik, elma, dut, ayva üzüm...).

6. Pekmez: Üzümler "Suluk" denilen tahtadan yapılmış araçlara dökülerek ezilirler. Suluğun ağzındaki delikten üzümün suyu kazanlara akar. "Pekmez Toprağı" denilen bir toz kazanlara dökülür. Bu toz üzümün suyunu tatlıya dönüştürür. Üzümün suyu bir süre bekletildikten sonra "Pekmez Ocağı" denilen ocaklarda kaynatılarak koyulaştırılır. Buna "Pekmez" denir.


7. Bulama: Pekmez ocakta daha koyu kaynatılır. Soğuduktan sonra "Pekmez Tavası" denilen leğenlerin içinde üç-beş kişi tarafından elle çırpılır, dövülür. Bir süre sonra koyulaşan pekmez kesilerek katılaşır. Sarımsı bir renk alarak bulama olur.

8. Reçeller: Her meyvenin reçeli olur. (Armut, erik, kayısı, vişne, çilek, şeftali, portakal, ayva, gül...) Belli oranlarda şeker ve meyve, su ilavesi ile kaynatılır. Koyulaşmaya yakın limon suyu ilave edilerek kavanozlarda saklanır.

Geçiş törenleri içinde yer alan yemekler ailenin maddî durumuna göre değişmekle beraber genelde bulunması zorunlu olan yemekler ve yeniliş sırası şöyledir: Çorba (pirinç veya yayla çorbası), söğüş (domates, biber ve kuru soğan), kapama (bütün et) veya etli kuru fasulye ya da nohut, kabine, tatlı (irmik helvası, zerde). Yemekler yuvarlak çakılmış tahta masalarda yenir. On kişilik olan bu masalara "Bir Sofra" denilir. Yemekler yenmeden önce bir hoca, sabah erkenden gelip duâ eder. Buna "Kazan Açılma Töreni" denir. Duâdan sonra orada bulunanlara ilk yemek verilir.

Üç aylarda ve kandil günlerinde irmik helvası, pişi veya nokul; Muharrem ayında aşure ve ölünün kırkıncı günü pişi yapılarak komşulara dağıtılır.

Kap-Kacaklar: Tüplü ocakta yemek pişirenler genellikle bakır, çelik vb. mutfak araçları kullanırlarken, kuzine sobayı kullananların alüminyum kapları ve bakırı tercih ettikleri görülür. Kırsal kesimlerde hemen her evde kullanılan ortak araç gereçlerin bir kısmı şunlardır: Kazan, sini, kepçe (çomca), kevgir, tencere, haranı (küçük kazan), tava, ilistir, tas, sahan, tekne, leğen, saç, saçayağı, senit, helva kepçesi, toprak çömlek, aşma (bakraç), pişirgeç, süt güğümü, pekmez kaynatılan büyük bakır leğen.... Bütün bunlar bakırdan yapılmıştır ve kilerde veya samanlıkta duvara veya tavana asılı olarak muhafaza edilmektedir. Yemek yemede kullanılan tabak ve taslar mutfak dolabında ya da raflarda muhafaza edilir. İl ve ilçe merkezlerinde ise; özellikle yeni yapılarda, modern mutfak kullanılır. (Müsandere Dolapları)

Gönderen: Nail Güreli


Ellerinize Sağlık ve Afiyet Olsun!
yemek tarifi, yemek tarifleri
yorum | | Tarifi Oku...

Isparta Yöresi: Tatlılar

Tatlılar

a) Hamur Tatlıları

1. Baklava: Üç yumurta, su, un ve tuz ile hamur yoğrulur. Hamur iri ceviz büyüklüğünde "beze"lere ayrılarak bir bezin üzerine konurlar. Bezeler yufka halinde oklava ve nişastayla çok ince açılır. Tepsi yağlanır, yufkalar tepsilere döşenir. Kat kat arada yağlanarak on yufka üst üste serilir. Arzuya göre araya ezilmiş ceviz veyahut fındık, fıstık gibi kuru yiyecekler serpilir. Bitince baklava dilimler şeklinde kesilir. Sonra kızdırılmış tereyağı üzerinde gezdirilerek dökülür. Fırında piştikten sonra soğuk olarak şerbeti de dökülerek bir müddet bekletilir.

2. Peynir Baklavası: Senirkent'te yaygındır. Ceviz vb. maddelerin yerine yufkaların arasına tatlı, tuzlanmamış taze peynir konulur. Baklavadaki işlemler yine burada da tekrarlanır.

3. Sarı Burma: Baklava hamuruyla yapılır. İnce açılan yufkaların arasına iç malzeme konduktan sonra oklavaya sarılır ve çekilerek körük gibi yapılır. Sonra tepsiye dolandırılır. Üzerine kızgın yağ dökülerek bir gece dinlendirilir. Ertesi gün fırında pişirilir. Şerbeti biri sıcak biri soğuk dökülür.

4. Samsa: Un, su ve tuz ile hamur yapılıp yufkalar açılır ve on cm. genişliğinde, şeritler halinde kesilir. Yufkanın bir köşesine ezilmiş ceviz, tarçın ve toz şeker veya pekmez konur. Sonra küçük kareler şeklinde katlanır ve ağzı bastırılarak yapıştırılır. Bir süre temiz bir çarşaf üzerinde nemi gidinceye kadar kurutulur. Kızdırılmış yağda üçü beşi bir araya getirilip şişe dizilerek kızartılır. Sonra şerbeti dökülür.

5. Lokma: Yumurta, su, un, maya ve tuzdan hamur yoğrulur. Bir-iki saat sonra koyu bulamaç halindeki hamurdan kaşıkla bir parça alınır ve kızgın yağa atılır. Kızaran lokmalar soğuduktan sonra şerbetin içine atılır.

6. Tosman Kara: Un yağla kavrulur. Üzerine kaynar pekmez dökülür. İçine istenirse ezilmiş ceviz de konabilir. Soğuduktan sonra elle yoğrulup parmaktan kalın rulolar halinde yuvarlanır ve parçalar halinde hazırlanır.

7. Şekerleme: Bir çay bardağı pudra şekeri ve çiçek yağı, yedi-sekiz çay bardağı un, bir su bardağı yoğurt, bir tatlı kaşığı karbonat, bir yumurta ile yoğrulur. Sonra hamur küçük daireler şeklinde açılıp içine ezilmiş ceviz, tarçın ve toz şeker konularak kenarları kapatılır. Tepsiye döşenerek fırında pembeleşinceye kadar pişirilir. Üzerine pudra şekeri serpilerek yenilir.

8. Güllaç: Hazır olarak satılan ve nişastada açılmış olan güllaç alınır. Yufkadan biraz daha küçük açılır. Başka yerlerde güllacın içine ceviz konduğu halde Yalvaç ve çevresinde süt kesiği konur. Süt yeterli miktarda kestirilir ve kesiğin içine biraz toz şeker atılarak hafif tatlanması sağlanır. Su ya da sütle ıslatılan güllaç yaprakları yumuşar. Hassas oldukları için hemen sarılması gerekir. Aynı sarma sarar gibi içine hazırlanan harçtan konulup küçük küçük sarılır ve tepsiye döşenir. Bir tencereye yarı yarıya şeker ve su konularak kaynatılır. Böylece şerbet elde edilmiş olur. Buna "mat" da denir. Bir kat hazırlanmış şerbet eşit şekilde dökülür. Tepsi ocağa konulur. Ocak yandıktan sonra tepsi çevrilerek bir süre pişirilir. Her tarafın eşit şekilde piştiğinden emin olduktan sonra indirilir ve soğumaya bırakılır. Eğer şerbet az gelirse, ikinci bir kat daha şerbet dökülebilir. Şerbetin ılık olmasına dikkat etmelidir. Tatlı, soğuduktan sonra servis yapılır.

b) Su ve Süt Tatlıları

1. Sütlaş: Pirinç sütle haşlanır. Şeker ilave edilerek muhallebi kıvamında kaynatılır. Üzerine tarçın ekilir.

2. Pelte: Nişasta sulandırılmış pekmezle karılır ve duru ayran kıvamına getirilir. Az bir yağ, dığanda kızarınca, içine karıştırılarak dökülür ve bir miktar kaynatılır. Biraz koyulaştıktan sonra ocaktan indirilir. Sıcakken küçük tabaklara alınarak, soğumaya bırakılır. Üstü kaymaklanınca yenilir.

3. Su Peltesi: Nişasta su ile pişirilir. Pelte kıvamına geldikten sonra kaselere dökülür. Küçük kareler şeklinde kesilir ve üzerine pekmez dökülerek yenilir.

4. Zerde: Pirinç bir miktar suyla haşlanır. Yumuşayınca şeker ilave edilir. Aynı zamanda lezzet getirmesi itibarıyla et suyu ilave edilir. Pirinç bundan sonra koyulaşır. Daha sonra gül suyu veya vanilya, tarçın ekilerek yenir.

c) Diğer Tatlılar

1. Aşure: Kabuğu çıkarılmış buğday, nohut, fasulye, kuru üzüm ve incir gibi bazı yan besinler kaynatıldıktan sonra şeker veya pekmez ilavesiyle pişirilir. İçine fıstık, fındık, ceviz gibi yemişler katılarak yenir.



2. Haşhaş Helvası: Bu tatlı için kavrulup ezilmiş haşhaş gerekir. Bir dığana biraz yağ konur. Hafif ısınan yağa bir kilo pekmez dökülür ve kaynayınca, yarım kilo ezilmiş haşhaş ilave edilerek sürekli karıştırılır. Karıştırılırken, iki üç kaşık un ilave edilir. İyice koyulaşınca ocaktan alınır ve karıştırılmaya devam edilir. Sıcak ya da soğuk yenir.

3. İrmik Helvası: Yarım kiloşar irmik ve yağ Antep fıstığıyla pembeleşinceye kadar kavrulur. Bir kilo su ile bir kilo şeker kavrulan irmiğin üzerine şerbet halinde dökülür ve karıştırılır. Şerbetin iyi çekmesi için tencerenin kapağı kapatılır.

4. Kabak: Sarı kabak dilimler halinde doğranır. Kabuğu soyulup tepsiye döşenir, şeker ve su ilavesi ile pişirilir. Sonra üzerine ezilmiş ceviz serpilir.

5. Sırma: Bu tatlı bütün meyvelerle yapılabilir. Örnek olarak eriği seçecek olursak, erikler yıkandıktan sonra bir kazanda kaynatılır. İyice pişen erikler bir kevgire alınır ve kevgirden ezilerek geçirilir. Bir sininin üstüne elde edilen marmelat dökülür. Sinide iyice yayılır. Birkaç gün sinide duran erik marmeladı kurur. Siniden alınır ve parça parça kesilerek yenir. Dürüm yapılarak yenen sırmanın içine isteğe göre şeker de konulabilir.




Ellerinize Sağlık ve Afiyet Olsun!
yemek tarifi, yemek tarifleri
yorum | | Tarifi Oku...

Isparta Yöresi: Ekmek Çeşitleri

Ekmek Çeşitleri


1. Yufka: Hamur sabah erkenden teknede yoğrulur. Ayran veya peynir suyu ile bir gün önceden ıslatılmış tuz, un birbirine katılır. Ayran veya peynir suyu kullanılmazsa unun özü kesilir ve ekmek iyi olmaz. Hamur iyice yumruklanarak karılır. Kadınlar bir araya gelerek pişirmeye başlanır. Hamur küçük parçalar halinde ayrılarak "Beze" denilen hale getirilir. Bir kişi oklava ile bezeleri büyük daire şeklinde, "Senit" denilen tahta tabla üzerinde açar. Diğer bir kişi saçın yanında tahtadan yapılmış "pişirgeç" denilen bir aletle saçın üzerinde pişen ekmeği çevirir. Saçın altındaki ateş çalı, çırpı veya talaşla yakılır.

Yapılan ekmekler üst üste dizilir, gerektiğinde su serpilip yumuşatılarak yenir. Daha çok köylerde yapılan bu ekmek baharda ve sonbaharda yapılır. Gerektiğinde başka zamanlarda da yapılabilir. Ekonomik olmasıyla çok tercih edilen bir ekmek çeşididir.

2. Fırın Ekmeği: Maya, un, tuz ve su yoğrulur. "Miniyet" denilen uzunca ve gözleri olan bir tahtanın içine mayalanan hamur parça parça konur. Fırına götürülerek pişirilir. İsteğe göre bezelerin üzerine susam, haşhaş taneleri serpilir.

3. Bazdırma\Bazırma: Fırın ekmeği gibi hamur yoğrulur ve bezelere bölünür. Bezeler elle yirmi cm. çapında açılır. Saç üzerinde pişirgeçle pişirilir.




Ellerinize Sağlık ve Afiyet Olsun!
yemek tarifi, yemek tarifleri
yorum | | Tarifi Oku...

Isparta Yöresi: Tahıl Yemekleri

Tahıl Yemekleri


1. Pirinç ve Bulgur Pilavı: Pirinç pilavında pirinç bir gün evvel ıslatılır. Nohut ilave edilmek istenirse bu da ıslatılır. Tencerede yağ, soğan ve salça kızartıldıktan sonra üzerine pirinç veya bulgur nohutla birlikte konur. Bir müddet sonra et suyu ilave edilir. Su çekilince piştiği anlaşılır.

2. Mercimekli Aş: Yeşil mercimek haşlanır. Tencerede yağ, soğan, salça ve biber kızartıldıktan sonra mercimek bulgur ile pişirilir. Pişerken su ilave edilir.

3. Kuru Fasulye: Fasulye bir gün evvel ıslatılır. Bir miktar kuşbaşı, soğan, tuz, salça ve su ilavesiyle pişirilir.

4. Karnı Kara\Börülce: Kuru fasulye gibi pişer. Ancak bunu ıslatmaya gerek yoktur. Çünkü çabuk pişer. Kuru fasulyeden farklı olarak ateşten ineceğine yakın bir zamanda unun üzerine su serpilerek hazırlanan şehriye tarzında, "Oğmaş" denilen bir hamur yemeğe ilave edilir. Bir miktar daha kaynatılarak pişirilir.

5. Tatar: Un, yumurta, süt, tuz ve yağ ilaveleriyle hamur yoğrulur. Hamur ince yufkalar halinde açılır. Yufkalar bir, bir buçuk santim kareler halinde kesilir. Bunlar kaynar suda haşlanır. Sonra sarımsaklı yoğurdun içine konulur. Üzerine salçalı kızarmış tereyağı ve kıyma ilave edilerek yenir.

6. Gölle: Şekersiz aşureye denir.




Ellerinize Sağlık ve Afiyet Olsun!
yemek tarifi, yemek tarifleri
yorum | | Tarifi Oku...

Isparta Yöresi: Börekler

Börekler


1. Kuyruğu Sulu: Un, tuz ve su ile hamur yapılır. Kıymanın içine biraz yumuşak olması için su, rendelenmiş soğan, karabiber, maydanoz ilave edilir. Hamur yumurta büyüklüğünde alınarak onbeş-yirmi cm. çapında oklava ile açılır ve yarısına bu içden konulur. İkinci yarısı üzerine kapatılır. Saçta pişirgeçle iki yüzü çevrilerek pişirilir. Üzerine yağ sürülerek sıcak yenir. Kuyruğu sulu denmesinin sebebi içine sulanmış kıyma konulması sonucu ilk defa ısırıldığında başta kalan ucundan su fışkırır ve "kuyruğundan su çıkıyor" denilir.

2. Saç Böreği: Su, un, tuz ile hamur yoğrulur. Bezeler oklavayla yufka gibi ince açılarak içine daha önce hazırlanmış, kavrulmuş kıyma, soğan, karabiber ilave edilerek yufka kapatılır. Saçın üzerinde pişirilip yağlanır.

3. İnce Börek: Un üç yumurta, tuz ve suyla yoğrulur. Onsekiz yufka açılır. Tepsi yağlanır ve açılan yufkalar tepsiye döşenir. Altı kat yufkada bir kıymalı veya peynirli iç konur. Yufkalar bitince en üstüne yumurta ile yoğurt karıştırılıp sürülür, fırında pişirilir.

4. Katmer: Su, un ve tuzla hamur yoğrularak yufka gibi ince açılır. İçine tahin sürülüp çörek şeklinde katlanır. Tekrar yufka gibi açılır; fakat, birinci açılıştaki gibi ince olmayıp yarım cm. kalınlığında açılır. Saçta pişirilip iki yüzüne yağ sürülerek yenir.

5. Pişi: Maya, un, tuz, su, yağ ve iki yumurta ile hamur yoğrulur. Hamur bir süre bekletildikten sonra kabarır. Hamur yumurta büyüklüğünde parçalara ayrılır. Bunlara "pazı" veya "beze" denir. Bezeler 10-15 cm. çapında açılarak tavada yağ ile kızartılır.

6. Nokul: Pişideki gibi hamur hazırlanır. Bir parmak kalınlığında hamur açılır. İçine tahin, tarçın, dövülmüş ceviz veya ezilmiş haşhaş konularak dürülür. Sonra küçük parçalara kesilir ve üzerine susam basılarak yağlanmış tepsilerde fırında pişirilir.




Ellerinize Sağlık ve Afiyet Olsun!
yemek tarifi, yemek tarifleri
yorum | | Tarifi Oku...

Isparta Yöresi: Sebze Yemekleri

Sebze Yemekleri

1. Uzun Kabak: Yörede "Asma Kabağı" olarak da tanınan bu yemek için uzun kabaklar soyulur. Bir gün evvelden nohut etle haşlanır ve kabak küçük küçük kesilerek karıştırılır. Sonra domates, yağ ve soğan ilavesiyle pişirilir.

2. Şalgam Aşı: Şalgamlar patates şeklinde soyulup, küçük parçalara ayrılır. Yağı soğan ve kıyma ile kavrularak bir gün önce ıslatılan börülceyle pişirilir.

3. Yatırtma: Patlıcanlar tepsiye yatırıldığı için bu ad verilir. Patlıcan aralı olarak soyulur, kızartılır ve karnı yarılır. İçine bol soğan, kıyma, domates, yeşil biber, karabiber karışımı kavrularak doldurulur. Tepsiye uzun uzun yatırılarak pişirilir.

4. Oturtma: Patlıcanlar halka halka doğranıp ortası çukurlaştırılır. İçine, kıyma, soğan, domates, nane, biber gibi şeyler hazırlanarak doldurulur. Hazırlanan katkıya "iç" ya da "harç" denilir. Sonra pişirilir.

5. Ispanak: Yağ, soğan ve salça kavrulur. Kıyılan ıspanak, kırmızı biber, su ve tuz ilavesiyle hep birlikte pişirilir. Pişmeye yakın zamanda bir fincan pirinç atılır.

6. Sirken Otu: Ispanak gibi pişer.

7. Bicibici Otu: Ispanak gibi pişer.

8. Dolmalar: Yörede patlıcan, biber, asma yaprağı, domates, kabak ve lahana gibi sebzelerin dolmaları yapılır. Soğan doğrandıktan sonra karabiber, tuz, nane, maydanoz, pirinç ve kıyma ile iç hazırlanır. Hazırlanan iç, sebzelerin içine doldurulur veya sarılır. Lahana ve asma yaprağı sarılmadan önce haşlanır.




Ellerinize Sağlık ve Afiyet Olsun!
yemek tarifi, yemek tarifleri
yorum | | Tarifi Oku...

Isparta Yöresi: Et Yemekleri

Et Yemekleri

1. Tandır Kebabı: Kebaplık etler şişlere dizilerek toprak veya beton fırınların içine, kenarlara döşenir. Fırının ortasında yanan ateşin etkisiyle etler kızarır.

2. Yoğurtlu Et: Nohutla et hoşlanır. Yoğurt bir kaşık nişastayla ezilerek haşlanmış ete dökülür. Birlikte biraz kaynatıldıktan sonra üzerine kızarmış yağ ve mevsime göre yaş veya kuru nane ekilir.

3. Tas Kebabı: Kuşbaşı etle birlikte küçük soğan, patates, sarımsak, kimyon, kara biber, tuz ve salça bir tencereye doldurulur. Pişerken tencerenin üzerine, malzemenin üstüne kıpırdamasın diye havan bastırılır. Tencerenin içine yavaş yavaş su dökülerek pişirilir. Su çektikçe ilave edilir. Su çekilmediğinde piştiği anlaşılır.

4. Çömlek Kebabı: Kuşbaşı eti çömleğin içine döşenir. Üzerine küçük soğan, dilimlenmiş patates veya patlıcan dilimler halinde konur. Üzerine kimyon, karabiber, kekik, domates ve yağ konularak çömleğin ağzı kağıtla bağlanır. Fırındaki ateşin ortasına konur ve zaman zaman silkelenerek pişirilir.

5. Tirit: Ekmek ince dilimler halinde kızartılır, tabağa dizilir. Haşlanmış paça tirit gibi üzerine dökülür. Onun üzerine sarımsaklı sirke dökülerek yenir.

6. Banak: Parça et haşlanarak suyu alınır. Yufka ya da pide küçük küçük bölünerek, etin suyu bu ekmek parçalarının üzerine dökülür. Sonra bunlar haşlanmış parça etin üzerine konularak yenir.

7. Yumurta Mıhlaması: Kavrulmuş kıyma, soğan, yeşil biber, domates karabiber ve yağ birlikte bir müddet kavrulur. Daha sonra tencerenin içinde yumurtalar için küçük yuvalar açılarak yumurtalar kırılır ve kısık ateşte pişirilip yenir.

8. Kapama\Bütünet: Kaburga etleri parçalar halinde but etleriyle birlikte kazanda suyla haşlanır. Kazanın üzerine saç konur. Daha sonra tabaklara pide doğranarak haşlanan etle birlikte yenir.

9. Kabine: Et haşlandıktan sonra ufak ufak didilir. Halka halka doğranan soğan ilk önce tuz ve biberle ovulur ve bir tencerenin içine döşenir. Sonra soğanın üstüne et, etin üstüne ılık suda kabarmış pirinç döşenir. En üste temiz bir tabak kapanarak tabağın hizasına gelinceye kadar et suyu konur ve tencerenin kapağı örtülerek pişirilir.

10. Keşkek: Büyükçe bir toprak çömleğin içine ilk önce pastırma konur. Sonra biraz don yağı ilave edilir. Üzerine bir gün önceden ıslatılmış keşkek konur ve ağzı kapatılır. Akşam mahalle fırınına götürülür. Fırında gün boyu yanmış olan odunların közleriyle sabaha kadar pişer. Arada bir fırıncı keşkeği karıştırır ve ilgilenir. Keşkek sabahleyin fırından alınır. Bir kepçeyle iyice karıştırılarak birbirine girmesi sağlanır ve tuzu ayarlanır. İsteğe göre üzerine yağ kızartılarak sos yapılır. Sıcak olarak yenir.



Keşkek adının gelişi hakkında rivayetler vardır. Anlatılan bir rivayet şöyledir:

Asıl adı Kutlugün olan Keşkek Baba, Orta Asya'dan göç edip anayurdumuza gelen Türk boylarından asil bir boya sahip kimsedir. Salur boyundan olan Kutlugün, kırk kişilik ailenin en gencidir. Yeni evlidir. Yollarda çok kişi ölmüş ve 4 yaşlarında yeğeni Eymir, hamile olan eşi Hacer'le tek başlarına kalmışlardır. Sırtlarındaki tek azık torbasıyla Eymir ırmağı kenarına gelebilmişlerdir. Üçü de çok perişan v açlıktan bitkin durumdadırlar.

Eymir ve Salur civarlarında konaklayan üç kişilik göç kafilesi, alacakaranlıkta torbalarındaki son kalıntılarla açlıklarını giderebilmek için kırık çanaklarına ne varsa boşaltırlar ve Eymir suyundan içine katarak ateşe koyup, pişmesini beklerler. Hazırlanan yemeğin içinde ezilmiş buğday, bir parça kurumuş tuzlu et, bir miktar nohut, mercimek ve kuru fasulye bulunmaktadır. Hepsi de çok yorgun oldukları için oracıkta uyuyup kalırlar. Ertesi sabah gün doğduğunda Hacer uyanır. Ocaktaki yemeğin kabardığını görür ve hemen ağaçtan bir kabuk koparıp karıştırır. Sonra tadına bakar ve mırıldanır: "Aman Allah'ım, bu ne böyle, hepsi de mükemmel pişmiş, hılt haşgeş olmuş, keşkeş gibi" der. Hemen Kutlugün'ü kaldırır. Ağzından mırıltılarla çıkan sözleri ona söyleyerek: "Bey... bey... gel bak! Keşkek gibi olmuş. Hepsi iyiden iyiye pişmiş" der.

Kutlugün uyanınca gerçekten de yemesi hoş olan bu yemeği çok beğenir ve karısına dönerek: "Benim melek hatunum. Bu güzel yemeği, Tanrının lütfuyla taam edelim ve adını senin dediğin gibi Keşkek koyalım. Bu bizim buluşumuzdur" der.

Hacer "Olur beyim, yiğit beyim, bu buluş senindir. Madem ki senin adını da Keşkek Baba koyalım" diyerek fikrini belirtir. O günden bu güne kadar keşkek severek yenilmektedir.

11. Balık Doldurması: Pirinç, soğan, maydanoz, nane, tarçın, fıstık, üzüm ve zeytinyağı maddeleri ile "iç" denilen bir malzeme hazırlanarak temizlenmiş büyük balıkların karnına doldurulur ve karın dikilir. Tepsinin içine döşenen balıkların üzerine salçalı yağ veya su gezdirilerek fırına verilir.



12. Kapama (Papaz Yahnisi): Kızartması yapılmayan sazan balığının kuyruğu ve başı "kapama" denilen yemeğe malzeme olur. Bunun için soğan halka halka doğranıp zeytinyağda kavrulur. Biraz salça konularak sulandırılır. Bir veya iki yemek kaşığı sirke ilave edilir. Parçalanmış balıklar salçalı sirkeli suyun içine konularak pişirilir. Üzerine isteğe göre kuru nane veya limon suyu konularak yenilir.

13. Balık Kurması: Eğirdir Gölü'nde tatlı su levreği, sazan ve ıstakoz çıkmaktadır. bu balıklardan bazı yöresel yemekler yapılmaktadır. Bunlardan bazıları şöyledir: "Sıraz" veya "Çiçek balığı" denilen balığın sümüksü tabakası, yüzgeçleri ve iç organları bıçakla temizlenir. Sırtının iki yanı bıçakla çizilir. Daha sonra içi kaya tuzu ile doldurularak toprak küplere veya tencerelere istif edilir. Üzerine bir ağırlık bastırılarak 40 gün bekletilir.

14. Av Hayvanları: Yörede avlanan, tavşan, keklik, karabatak (daldanmeki), yaban ördeği gibi yaban ev hayvanları avlanarak yahnisi, çorbası ve eti haşlanıp yenir.




Ellerinize Sağlık ve Afiyet Olsun!
yemek tarifi, yemek tarifleri
yorum | | Tarifi Oku...

Isparta Yöresi: Çorbalar

Isparta Türk Mutfağı Çorbalar

1. Pirinç Çorbası: Pirinç et suyunda pişer. Et ile nohut haşlanarak bir tencerenin içinde yağ, salça, maydanoz ilavesi ile beraber pişirilir.

2. Top Tarhana: Dövülmüş buğday dere otu ve tuz ile suda kaynatılıp şişirilir. Soğuduktan sonra yoğurt, nane, maydanoz ile yoğrulur. Bir bezin üzerine yumurta büyüklüğündeki parçalar halinde döşenir ve kurutulur. Pişirileceği zaman akşamdan ılık suya salınır. Ertesi gün haşlanmış nohut ve börülce ilave edilerek bir süre kaynatılır. Sonra kızdırılmış yağ ve salça eklenir.

3. Tutmaş: Yumurta, su, un ve tuz ile hamur hazırlanır. Yufka şeklinde hamur açılır, çok ince tel şehriye tarzında kesilip kurutulur, yağ ve salça ile çorbası yapılır.

4. Oğmaş: Tabağa biraz un ve su konur, su çok az olmalıdır. Un elde, tane tane oluncaya kadar ovalanır. Minik minik tanecikler oluşmuştur. Diğer taraftan, tencereye yarıya kadar su konur ve kaynatılır. Kaynayan suyun içine ovalanan un tanecikleri bırakılır. 15-20 dakika pişesiye kadar karıştırılır. Tencereye konulan suyun yarısı kadar süt ilave edilir. Biraz daha kaynatıldıktan sonra indirilir. Üzerine sos olarak yine küçük bir tavaya konulan yağa, kaymak yağı ilave edilir ve kızartılarak çorbaya dökülür. Sıcak olarak servis yapılır.

5. Toyga: Et haşlanır, didilir. Pirinç, nane, maydanoz hepsi beraber piştikten sonra üzerine yoğurt dökülür. Sakız gibi olan çorbanın üzerine kızarmış yağ dökülür.

6. Arapaşı: Kümes hayvanların etinden pişirilir. Ayrı bir kapta acı biber, salça, yağ ve tuz kavrulur. Kaynatılmış suyun içine biraz un dökülerek koyulaştırılır. Üzerine kızarmış yağ ve salça konularak etle birlikte yenir. En çok Senirkent yöresinde pişirilir.

7. Yayla: Pirinç haşlanır ve üzerine ezilmiş yoğurt ile et suyu ilave edilir. Bir miktar böyle kaynatıldıktan sonra üzerine kızdırılmış yağ ilave edilir. Üzerine kuru nane veya maydanoz serpilir.

8. Sülüklü Çorba: Kara mercimek ayıklanır ve yıkanır. Bir kapta haşlanır. Piştikten sonra içine elde yapılma uzunca kesilmiş makarnadan atılır. Makarna piştikten sonra ocaktan indirilir. Küçük bir dığana (tava), biraz kaymak yağı konup, kızartıldıktan sonra pişen çorbanın üzerine katılır. Tuz atıp karıştırıldıktan sonra sıcak olarak servis yapılır. Bu çorbaya "sakala sarkan" da denir.

9. İrmik Çorbası: Çorbası yapılan irmik, helvası yapılan irmik değildir. Buğday pişirildikten sonra kurutulur. Kurutulan buğdayın kabukları bir dibekte dövülerek alınır. Buna "irmik" adı verilir. Keşkek ile karıştırmamak gerekir. Keşkek buğdayının kabuğu pişirilmeden soyulur. Bir miktar irmiğe, pastırma ve su ile bir tencerede iyice pişirilir. Pişirme işi bir çömlek içinde tandır ekmeklerinin yapıldığı yerde ya da fırında olursa daha güzel olur. Bahsedilen pastırma da bilinen Kayseri pastırması değildir. Pişen irmik çorbası bir kepçe ile dövülür. Daha sonra yağ ve salça ilave edilerek yenir.









Ellerinize Sağlık ve Afiyet Olsun!

yemek tarifi, yemek tarifleri
yorum | | Tarifi Oku...

Isparta Türk Mutfağı

Türk mutfağı dünyanın sayılı mutfaklarındandır. Beslenme, bir milletin yaşayış biçimini ve fiziksel yapısını da etkiler. Buna dayanarak, mutfağın folklor açısından yeri tartışılmazdır.

Isparta yöresinde halk mutfağı çok zengin bir özellik göstermektedir. Sebze, et, tahıl kökenli yemek çeşitlerinin yanı sıra ekmek, börek ve tatlı çeşitleri de yöreye has bir özellikle yapılıp yenmektedir. Bunun yanında Türkiye'nin her yanında görebileceğimiz yemekler bu yörede de vardır. Yörede haşhaş ve üzümün yetiştirilmesi yemekleri de etkilemiştir. Önceden çiçek yağı hiç bilinmediği için ya zeytinyağı ya da haşhaş yağı kullanılırmış. Yemeklerin, böreklerin içinde haşhaş yağını ya da kavrulduktan sonra ezilen halini görmek mümkündür. Pekmez de vazgeçilmez tatlı ve tatlandırıcı olarak kullanılmaktadır.

İl merkezinde yemeği evdeki kadın varsa yetişkin kızı veya gelini pişirirken, diğer yerlerde gelinler, kızlar yazın çoğunlukla tarlaya, bahçeye gittiği için evde kalan kimse -bu da genellikle kaynanadır- yemeği pişirme görevini yerine getirir. Kız çocuklarına 9-10 yaşlarından itibaren her türlü ev işlerinin yanı sıra yemek pişirmek de öğretilir. Çocuk, annesinin veya yemek pişiren kadının yanında durup görerek yemek pişirmesini öğrenir. Bununla birlikte Kız Meslek Liseleri'nde okuyan veya Halk Eğitim Merkezleri'nin açmış olduğu kurslara katılan kızlar, değişik yemek yapma ve pişirme şekillerini öğrenirler.

Yörede düğün yemeklerini genellikle erkek aşçılar pişirirler. Bu kişiler yemek pişirmesini ustalarından veya yapanların yanında görerek, tecrübe edinme yoluyla öğrenirler. Düğün yemeklerini pişirenlerin yaşı 30 ila 60 yaş arasında değişmektedir.

Yörenin hemen hemen her yerinde yemek genelde yerde "sofra bezi" veya "sofraltı" denilen bir örtü serilip üzerine "ayaklık", "kasnak" veya "tabla" adı verilen bir araç konulduktan sonra "sini" üzerinde yenir. Kalabalık ailelerde kadın ve çocuklar ayrı bir yerde yerken, küçük ailelerde kadın-erkek ayrımı yapılmaksızın sofraya oturulur. Yemeğe başlamadan önce "besmele" çekilir. Evin en büyüğü veya reisi kimse yemeğe önce o başlar. Su içileceği zaman "su küçüğün, sus büyüğün" sözü ile su önce küçüklere takdim edilir. Buna riayet edilmediği de olunmaktadır. Yemekler bir tabaktan yenilir. Yemekler sabah kahvaltısı, öğlen ve akşam olmak üzere üç öğünde toplanmaktadır. Sabah kahvaltısı geç yapıldığında öğlen yemeğinin yenilmediği görülür. Yemekler köylerde genellikle avluda, kuzine sobalarda veya ocakta; ateş, üzerinde pişirilir.

Isparta tarım ve meyvecilik yönünden zengin ve çeşitli bir yöre olduğu için yemek çeşitleri de oldukça fazladır.



Ellerinize Sağlık ve Afiyet Olsun!
yemek tarifi, yemek tarifleri
yorum | | Tarifi Oku...

Semizotu Salatası 1 ve 2

Penulis : Unknown on 23 Eylül 2008 Salı | 23:52

23 Eylül 2008 Salı

Semizotunun yemeğinden hiç hoşlanmam. Oğluşumla , babamız sevdiği için yaparım ama kendim hiç yiyemem. İster bulgurlu , ister pirinçli , isterse etli olsun yiyemiyorum işte. AAAA dediğinizi duyuyorum hiç öyle şey olur mu diye ama ne yapayım.

Düşünüyorumda semizotu yemeği dışında yemediğim hiç bir yemek yok herhalde. Ben sakatatları bile bayıla bayıla yerim. Dalak dahil.:))

Ama salatasına gelince işler değişiyor. Semizotu salatasını hiç itiraz etmeden yiyiyorum. Buyyrrrunn size iki çeşit semizotu salatası . Ben salatanın içine katılmış gibi olanı daha çok seviyorum.

Mümkünse aşı olmayan, doğal semizotlarını almaya çalışın.Çok daha lezzetli ve söylemeye gerek var mı ama DOĞAL.
Sarımsaklı Yoğurtlu Semizotu Salatası

Semizotlarının çok kalın taraflarını koparıp atıp bol suda yıkıyorsunuz. Ben birazda sirkeli , tuzlu suda bekletiyorum.Sonra semizotlarını salata kurutucuya koyup , kurutuyorum. Bu arada salata kurutucudan son derece memnunum. Tavsiye ederim. Ben de evdöşenin sitesinde görünen mor renkli olandan var. 15 ytl'ye pazardan almıştım. Marulları, ıspanakları, derin dondurucuya konacak tüm şeyleri bunda kurutup öyle saklıyorum veya kullanıyorum.



Daha sonra semizotlarını bir kaba alıyoruz, üstüne de sarımsaklı yoğurt yapıp karıştırıp servis yapıyoruz. İstenise içine haşlanmış ve küp küp doğranmış patateste konabilir.



Semiz Otu Salatası -2

Normal Salata yapar gibi yapıyorum. Marul yerine semizotu kullanıyorum. Kırmızı lahanayı ince ince kesip , tuzla ovuyorum. Yıkadıktan sonra eğer zamanım varsa bazen sirkede bir süre bekletip sonra süzüp salataya öyle koyuyorum. İstenirse taze soğan konabilir. Kuru soğan yakışmayacaktır. Domates ve salatalık doğruyorum. Küçük bir şişede limon, zeytinyağı ve tuzu koyup iyice çalkalayıp salatanın üstüne döküyorum. Son derece lezzetli bir salata oluyor.

yorum | | Tarifi Oku...

İlginç Bir Kasede Minestrone

Penulis : Unknown on 22 Eylül 2008 Pazartesi | 07:04

22 Eylül 2008 Pazartesi


Kadın mutfağında ne varsa pişirecekti bu akşam .Çorbasız sofra olmazdı.Bir sanatçı özeniyle incecik doğradı sebzeleri.Havuç, patates, soğan ,sarımsak, fasulye , nohut, kırmızı biber.Sonra domates, zeytinyağı, baharat, şehriye...Başka ne vardı dolapta? Nane, maydanoz, fesleğen , kereviz yaprağı...
Bereketli olsun dedi kapattı kapağını tencerenin.Keşke tüm aile iftarda birarada olabilseydi.Kızı kursundan geç gelecek, eşi muhtemelen trafiğe takılacaktı.Çorba nefis kokular yayarak kaynamaya devam ediyordu. Birden kapı çaldı, bu saatte beklediği biri yoktu ama...Mutfağınızdan gelen bu kokuyla, kendimi kapınızda buldum dedi tanıdık bir yüz . Bir kase iftariyelik alabilir miyim?


İşte böyle kokusuyla , lezzetiyle insanları kendisine çeken bir yemek:Minestrone. İtalyanların belkide makarnadan sonra en çok bilinen yok yok çorbası.
En önemli özelliği malzemelerin bol ve çeşitli kullanılması.Özgürce koyun tencerenize mevsimine göre sebzelerinizi , kaynatın ve içini boşalttığınız somun ekmeğe doldurarak sıcacık çorbanızı için.


Tchibo iftariyelik olarak bu küçük ekmek kasesi içinde çorba sunuyor. Kapağı ve şekliyle çok sevimli bu kepek ekmek ve Tchibo da satılan diğer lezzetleri Cake Studio yapıyor.
Sonbaharda Minestrone
Malzemeler
-1 adet havuç
-1 adet soğan
-1 diş sarımsak
-2 adet kırmızı biber
-1 adet yeşil biber
-2 bardak domates püresi
-2 çorba kaşığı yıldız şehriye
-4-5 çorba kaşığı zeytinyağı
-1 su bardağı haşlanmış fasulye
-yarım su bardağı haşlanmış nohut
-5 adet küçük patates
-1 adet kabak
-yarım bardak taze barbunya
-1.5 litre su
-maydanoz
-nane
-kereviz yaprağı
-tuz , karabiber

Yapılışı
Tüm sebze malzemeleri küçük küçük küp küp doğrayın. Tencereye yağ, soğan ve sarımsağı ekleyin .Tencerenin kapağını kapatarak pişirin. Sonra domates püresini döküp, şehriye hariç diğer malzemeleri koyup, yarım saat kadar kısık ateşte kaynatın. En son şehriyeleri katın ve 15 dakika kadar pişirin, kıyılmış maydanoz ve nane ile süsleyin.
yorum | | Tarifi Oku...

Uludağ'a Teleferik'le Çıkmak

Penulis : Unknown on 17 Eylül 2008 Çarşamba | 05:58

17 Eylül 2008 Çarşamba


Eşim kaç zamandır "bu kadar senedir Bursa'dayız, teleferikle Uludağ'a bir çıkmadık" diye söylenip duyuyordu. Ben hıııı ,tabi tabi şeklinde geçiştiriyordum. Ben biraz Tırsık Can' ımdır. Bir yandan korkuyorum bir yandan da merak ediyorum. Neyse bu böyle bir zaman gitti. Bu sefer oğluşa yanaştı babamız. Ama baktı Ata'dan da fayda yok. Bir yandan da diyorum acaba bu sefer yalnız gitse. Bir yandan diyorum bu fırsatı kaçırma. Neyse ben de "tamam dedim ya. Ben teleferikte ayağa kalkmam , camlardan bakmam, beraber gidelim." Zaten biz karı koca yapışık ikizlerizdir, senelerdir beraber gezeriz.













Neyse sabah 10 gibi arabayla Teleferik mahallesi, Teferrüç' e gittik. Her 40 dakikada bir yukarı teleferik çıkıyormuş. Biz gittiğimizde 10 dakikası kalmıştı. Hemen koşarak bindik. Ben oturdum ve hafif yükselerek bir kaç kez dümdüz karşılara baktım. O zoraki bakışlarda bile manzara nefisti. Teleferiğe 2 kişi bindik. Hakan ve ben. Teleferik hareket ettikten sonra bir de yanımızda Yusuf belirdi.











10 dakika içinde Kadıyayla'ya geldik. Burada teleferikten inip, 10 dakika bekleyip diğer teleferikle Sarıalan'a çıkıyorsunuz. Kadıyayla'da ben kayda değer bir şey göremedim.












Yaklaşık bir 10 dakika da Sarıalan yolu tutuyor. Yani bekleme ile beraber Sarıalan'a 30 dakikada varıyorsunuz. Kadıyayla- Sarıalan etabı daha kolay sanki. Yalnız burada da kaynana çukuru diye bir yer var. Bu çukurun yüksekliği 160 m. imiş. Kaynanasını getirenler burada bırakıyorlar.























Sarıalan'a gelince gözlerime inanamadım. Parke taş döşenmiş yollar. Arada masalar. Orman, cami bile var. Yazın kalmak için odalar (gerçi pek bakımsız geldi.) , lokantalar. Bir tanesinde otelde varmış gibi geldi bana ve bu yer daha iyi göründü gözüme. Bilmem bence kalıncaksa oteller bölgesine çıkmak daha mantıklı. Büfeler var. Ekmek içi köfte , sucuk , gözleme satıyorlar. Fiyatları sizler için sorduğumda; köfte ve sucuk 7 ytl, gözlemeye 4 ytl dedi. Çayda 2 ytl. Biz yanımıza sandviç yapıp almıştık , kolayla beraber yedik.














Ben bir ara ormanın içine doğru fazla yürümüşüm, köpekler havlamaya başladı. Tırsık Can öyle bir koştum ki, eminim 100 m. rekoru tarafımdan kırılmıştır. Bu dakikadan itibaren yanımıza bir kişi daha eklendi. Hakan, ben , Yusuf ve Yusuf gezmeye başladık. Neyse ben çok belli etmemeye çalıştım. Eimde 3 adet taşla gezdim :))













Sarıalan'da da her yerde olduğu gibi bir Bakacak denilen mevki var. Ben Türkiye'de gördüğüm tüm Bakacak mevkileri çok beğendim. Bu tür yerlerin adını da kim koyduysa süper koymuş. BAKACAK. Bu Bakacak' ta beni yanıltmadı. Nefisss bir Bursa manzarası. Sadece Bursa'da değil. Gemlik körfezi, Mudanya, Uluabat gölüne kadar her yer görünüyor. Orada , sessizlikte uzun süre Bursa'yı seyrettik.












İnsanlar için hazırlanıp , temizlenmiş ve hatta çeşitli yerlerine spor aletleri konmuş ormanda (Adı da Genç Yaşayın Parkuru) ve biz gittiğimizde kurumuş dere yatağında gezindik. Piknik masasına oturup , sandviçlerimizi yedik. Allah'ın bir çok muhteşem yetisinin yanında kaya bahçelerinde göstermiş olduğu peyzaj mimarlığı harikasına tekrar tekrar baktık.














Güneşte tişörtle gezdik. Ormanın içinde üşüdük. Ben hatta hırkayla gezdim bir süre. Bursa'dan rahat 6-7 derece fark vardı.

Sarıalan'dan Uludağ'a 2.5 ytl'ye minibüsler kalkıyor. 7 dakikada Uludağ' a varıyor. Toplam Bursa Uludağ arası teleferikle 40 dakika sürüyor. Kışın minibüslerle veya özel arabanızla Uludağ'a bu kadar sürede varmanız mümkün değil. Teleferikle Uludağ çıkmak için nette araştırma yaparken Teleferiğe kayaklarla binmenin yasak olduğunu okumuştum. Ama teleferik içinde sorduğum görevli böyle bir şey olmadığını söyledi. Tabii bu yarım yamalak bilgiyle elimizde kayaklarla teleferikte kalmakta var ama denemeye değer.












Çok harika bir gündü. Bol bol foto çektik. Hakan Japon tarafını gösterdi tekrar. Hiyaa hong cong diye geze geze bol bol foto çekti. En kısa zamanda bizim tayfayla beraber gelmek istiyoruz tekrar.










Dönüşte ne mi oldu ? AAA bir baktım elimdeki taşlar yok olmuş. Ne zaman bıraktım ben onları ? Sonra sadece Hakan'la ben kalmışız. Yusuf Yusuf ayrılmış yanımızdan. Teleferikte de bakına bakına Bursa'ya indim. Keşke gelişte de öyle yapsaymışım. Boşuna korkmuşum ve o eşsiz manzarayı kaçırmışım. Neyse nasıl olsa en kısa zamanda tekrar çıkacağım.
yorum | | Tarifi Oku...

Zeytinyağlı Kabak

Penulis : Unknown on 16 Eylül 2008 Salı | 07:21

16 Eylül 2008 Salı

O kadar çok tarif birikti ki. Hangi arada , nasıl yazsam bilemiyorum. Bir ara yazarım inşallah. :))
Bu tarif arkadaşım Pevin'den. Benim gibi kabaktan ne yapacağını bilemeyenler için bulunmaz nimet. Çokta lezzetliydi. İki kere yeme fırsatı buldum. Bir kere Pevin'lerde, bir kere de Gölyazı'da iftar yaptık o zaman. Hem kolay, hem de lezzetli. Tavsiye ederim. Gölyazı'nın fotolarını da sizinle paylaşacağım.
Malzemeler:
  • 1 kilo kabak
  • 3 adet orta boy havuç
  • bol dereotu
  • 3-4 diş sarımsak
  • zeytinyağı
  • tuz,
Yapılışı:
  1. Havuçları soyup, çubuk şeklinde kesiyorsunuz. Zeytinyağında çeviriyorsunuz. Havuçların rengi değişecek.
  2. Kabakları tırtıklı soyup , verev kesip havuçların üstüne atın. İnce ince doğranmış sarımsağı ve tuzunu katıp kavurmaya devam ediyorsunuz. Kapağını kapatıp , altını kısıp, kabaklar pişene kadar ocakta tutuyorsunuz.
  3. Dereotunu doğrayıp , üstüne serpiyorsunuz.
yorum | | Tarifi Oku...

Yumurta Kroketi - Yemek Tarifi

Yumurta Kroketi - Yemek Tarifi
Mutfak: Fransa Süre: 40-60dk
MALZEMELER
8 Yumurta
1 Çorba Kasigi Margarin

7 Çorba Kasigi Un
1 Su Bardagi Süt
2 Çorba Kasigi Rendelenmis Kasar Peyniri 2-3 Çorba Kasigi Galeta Unu
Kizartmak Için Siviyag
Birkaç Dal Dereotu
Tuz, Karabiber, Pulbiber
YAPILIŞ TARİFİ
Yumurtalarin 6 tanesini kati kivamda haslayin. Kabuklarini soyup küp
seklinde dograyin.
Tencerede margarini eritip dört kasik un ekleyerek pembelestirin. Azar
azar sütü ilave edip karistirin. Iyice koyulasip sos kovamini alincaya kadar
orta ateste karistirarak pisirin. Atesten alip tuz, karabiber, kasar peyniri, 1
yumurtanin sarisi ve dogradiginiz yumurtalari ilave ederek iyice karistirin.
Su ile islatilmis bir tabaga alip sogumaya birakin.
Kalan yumurtanin akini küçük bir kasede iyice. çirpin. Ellerinizi unlayip
karisimdan yumurta büyüklügünde parçalar koparin ve kroket sekli verin.

Önce una, sonra yumurtaya ve son olarak galeta ununa bulayin. Siviyagi tavada kizdirip kroketleri kizartin. Kagit havlu üzerine alip fazla yagini çektirin. Dereotu ve pulbiberle süsleyip sicak olarak servis yapin.




Ellerinize Sağlık ve Afiyet Olsun!
yemek tarifi, yemek tarifleri
yorum | | Tarifi Oku...
 
Copyright © 2011. Yemek Tarifleri . All Rights Reserved.
2013- Powered by Blogger